7 Temmuz 2013 Pazar

Karanlıktan çıkan insanlar

          Karanlıktan korkar bazı insanlar. Günışığı görmeyenlerin aydınlığa çıkmaktan korktukları gibi. Işık, özgürlüğün sembolü, tutsaklığın düşmanıdır. Öyle ki; karanlıkta hapsolmaya alışan, ışığı unutan, günışığı görmeyenden daha çok çekinir aydınlıktan. Böyle insanların beyninde dolaşan binlerce solucan düşünmesini engeller, onların özgürlük düşüncelerini kemirirler. Korkarlar çünkü, günışığına çıkıp gözlerinin yanmasından, karanlığa geri dönememekten ürkerler. Karanlık onları yok edene kadar beklemekten başka çareleri kalmadığına karar verir bazıları. Bir daha çıkamayacaklarını düşündükleri bu deliğin içine yavaş yavaş çekilirler. Aslında umutsuzluklarıdır biraz da onları bu apayrı dünyanın içine çeken. O delik ya onları tamamen yutar ya da bir daha içeri çekmemek üzere geri kusar. Kendisine neler olacağını bilmeden beklemeyi seçmek, içeride çırpınmak, onların işine yaramayıp daha da çabuk dibe indirebilir onları. Bazen umulmayan bir şey olur ve delik onlari dışarı fırlatır, hem de bir daha çağırmamak üzere. Günler, haftalar, aylar belki de yıllar sonra günışığı gördükleri için şaşkınlığını gizleyemeyen bu umudunu çoktan kaybetmiş insanların gözleri yanar ama ağlamaktan mı yoksa özgürlüğün onlara kazandırdığı ışıltıdan mı bilemezler. Mutlu oldukları için mi kapanmamış yaralarına güneş ışınları nüfuz ettiği için mi bilemezler.
          Şunu da bilmezler: Karanlığı bir kere olsun tadan, bir daha ömür boyu aydınlıkta yaşasa da gözlerinin önünde geçmişlerinden kalan incecik ama siyah bir perde daima kalacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder